Hikayemiz

2014 yılında yola çıktığımızda çikolata bizim için bir zevkti, gerçi hâlâ öyle. Evde yiyeceğimiz çikolatanın içeriğinden ve kalitesinden emin olmak istedik ve kendi çikolatalarımızı yapmaya başladık. Geride bıraktığımız 9 yıldan uzun zamanda yeni reçeteler ürettik, çok farklı tarifler, çikolatalar denedik ve en sevdiklerimizi seçtik. Evimize gelen misafirlerimize çikolatalarımızdan ikram ettik, dostlarımıza hediye götürdük, her seferinde aldığımız geri dönüş aynıydı, "bunlar ne kadar lezzetli, neden bu çikolataları satmıyorsunuz?". Sorular sıklaşmaya başlayınca, biz de neden olmasın ki diye düşündük ve şimdi yine yolun başındaki kadar keyif alarak yeni bir yolculuğa çıkıyoruz. Bu sefer hedefimiz, sizlerin içeriğinden, lezzetinden ve kalitesinden emin olacağınız çikolatalar üretmek ve onları sizinle buluşturmak demiştik 2019’da markalaşma sürecine başlarken. Bugün de ilk günkü heyecanla ve her geçen gün büyüttüğümüz know-how ile siz kıymetli müşterilerimize iyi malzemeyle yapılmış el yapımı çikolatalarımızı servis edip yüzünüzdeki gülümsemeye ortak olma hayali ile çalışıyoruz. 




İsmimiz sofist Protogoras mitinden geliyor. Efsaneye göre Zeus, Epimetheus'u ve Prometheus'u canlılara hayatta kalmaları için çeşitli yetenekler bahşetmek üzere görevlendirir. Epimetheus hayvanlara hız, çeviklik, yırtıcılık vb, vetenekler bahşeder fakat insana hiçbir yetenek vermez. İnsanın çırılçıplak ve savunmasız bir biçimde ortada kaldığını gören Prometheus gidip Minerva'dan aklı, Hephaistos'tan ateși çalar ve insana getirir fakat Zeus'un yaşadığı Akrapolise giremediği ve siyaset de tanrılara özgü bir sanat olduğu için siyaseti çalamaz. Savaş da siyasi bir sanat olduğu için ateşe sahip olsa da insan hayvanlardan siyaseti çalamaz. Bir arada yaşayabilmek de toplumsal ve siyasal bir düzeni gerektirir, siyaset sanatına sahip olmayan insan bir arada yaşayabilecek durumda da değildir ve yine tükenmektedir. Bunu gören Zeus bu sefer Hermès'i insana yardım etmesi için görevlendirir. Hermès insana Aido ve Dike'yi yani tevazu ve adaleti verir. Tevazu ve adalet sayesinde bir arada yaşayabilmek mümkün olur ve insan yalnızlığından, çaresizliğinden kurtulur. Biz de kendimize insanı çaresizlikten ve yalnızlıktan kurtaran erdemlerden "tevazu"yu isim olarak seçtik. Mütevazı bir atölyede büyük hayallerle yola çıktık. Hedefimiz kimseden iyi olmak değil, üretebileceğimiz en iyi çikolatayı üreterek bir tebessüme sebep olabilmek, İstanbullu bir çikolatacı olarak dünya markası olmak.


İstanbul’da doğmuş olmayı önemsiyoruz. Bu sebeple logomuzu tasarlarken şehrimizi Bizans’tan beri sembolize eden en güzel sembollerden biri olan erguvanı merkeze aldık ve kakao çekirdeklerinden bir erguvan var etmeyi denedik. Logomuzda göreceğiniz koordinat da, İstanbul’da Erguvanların en güzel belirdiği yerlerden olan Rumeli Hisarı'na ait. Hayalimiz, bir gün İstanbul'dan, Londra’ya, New York’a, Tokyo’ya uzanacak global bir marka olmak ve İstanbul’umuzu kendi anladığımız lezzetleriyle dünyaya tanıtmak.